Cuma, Aralık 19, 2008

1915 Ermeni Meselesi Hakkindaki Dusuncelerim

İçeride:
Bir grup bir katliamı önce planlıyor, sonra uyguluyor, sonra da katliamın konuşulmasını yasaklıyor.
Bir diğer grup suçu biliyor, fakat kendi halkının gördüğü zulümler kabul edilmeden, suçu kabullenmeyi zül sayıyor.
Millet, suçun vuku bulmadığına inanıyor. Suçlu grup korunuyor, suçu açıklayanlar suçlanıyor.

Dışarıda:
Bir grup, suçu tüm millete yüklemeye çalışıyor. Kendi menfaatleri için, acı bir olayı kullanmak istiyor.
Bir halk, sürekli geçmişte yaşanmış bir zulmü tekrarlıyor. Aynı acıları tekrar tekrar yaşıyor.
Halkın içinden bir grup, sadece suçu işleyenleri değil, tüm bir milleti suçluyor, nefreti körüklüyor.

Öncesi:
Büyük devletler ve ecnebi halklardan çıkan isyancı gruplar, bir millete topyekun saldırıyor. Bir devlet çöküyor. Bir millet kırılıyor.
Bir grup, elde kalanları kurtarmak için, kendi milletlerine yapılanlara misliyle karşılık vermeyi meşru sayıyor.
Grup, devleti ele geçiriyor, devletin imkanlarını, kendi düşüncelerini gerçekleştirmek için kullanıyor.

Çarşamba, Kasım 26, 2008

Modern Binalarda Sosyallesme Alanlari

Dün Kalder'in Kalite Kongresine katıldım. Çok güzel konuşmalar vardı. Keşke dizüstü bilgisayarımı yanıma alsaydım, bunları şimdi yayınlama imkanım olurdu.

Bu yazıda kısa bir şekilde Tago Mimarlık firmasından Tatsuya Yamamoto'nun dikkatimi çeken bir fikrine değineceğim. Çok değerli şeyler söyledi Yamamoto, fakat bir tanesi bana çarpıcı geldi:
Mimar Yamamoto diyor ki, modern binalarda insanlar sosyal etkileşim alanı arıyorlar. Bunun için, modern binaların en güzel yerini, yani terasını cazibeli bir hale getirip, bir sosyal buluşma mekanı olarak tasarladıklarını söyledi.

3000 kişinin yaşadığı bina projelerinin çatıları, son derece güzel bir şekilde düzenlenmiş bahçeler ve kafelerle süsleniyor.



Tago Mimarlık Novus Projesi Tasarımı

Fakat bana kalırsa burada Yamamoto yanlış problemi çözüyor. Sorun, binalarda sosyal etkileşim mekanı bulunmaması değil. Sorun, modern ve refah seviyesi yüksek insanların etkileşimden kaçınması.

İlgimi çeken bir gözlemdir: Nüfus yoğunluğunun çok düşük olduğu bir gecekondu semtini dolaşırken, sokaklarda insanları hareket halinde, oynarken ve sohbet ederken görürsünüz. Fakat Ataşehir, Ümitköy gibi modern uydu kentlerde, son derece güzel çevre düzenlemesi ve yüksek nüfus yoğunluğu bulunmasına rağmen, her yer ıssız ve sessizdir. Demek ki sorun, sosyal mekanların bulunmayışından kaynaklanmıyor. Bana kalırsa, Yamamoto'nun yeni binalarındaki kafeli, bahçeli teraslar da bomboş ve sessiz mekanlar olarak duracak.

Cumartesi, Kasım 15, 2008

30 Yasina Girmek

Yarın 30 yaşıma gireceğimi ve ölümün gerçekliğini düşünüyordum. Peygamber Efendimizin bir sözü aklıma geldi: "İnsana ibret olarak ölüm yeter." Gerçekten de ölümün, insan hayatında inanılmaz derecede önemli bir yeri var. Ölüm, tek başına insana hakikati öğretebilecek bir varlık.

Bunları düşünürken, sonbahardan eşsiz bir resim çıktı ekranımda:

sonbaharda kırmızı
Bugün Facebookta Mehmet Akdağ adlı bir arkadaş, "Ben neden insan öldüremem? Bunun felsefi açıklaması nedir?" diye bir soru sormuş. Çok ilginç geldi bana. Hakikaten neden insan öldürmek içimizde bu denli büyük bir günah? Bir adam öldüren bir kişi, çok büyük bir vicdani yıkım yaşıyor. Bambaşka bir insan oluyor. Hayat ve ölüm, varlığımızın öyle derin bir gerçekliği ki, her şey onunla anlamlanıyor.

Ölümü düşünüyorum. Düşündükçe, her şeyin anlamı farklılaşıyor. İnsanın varoluşsal bir problemi, ölüm: Ben neyim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?

Doğrusu ölümü düşünmek beni heyecanlandırıyor. İçimden tekrarlıyorum, "ölüm" kelimesini. Algılamak istiyorum, ölümün hakikatini.

20'li yaşlar, insana bir güvenlik hissi veriyor. Gençlik algısı hakim 20'li yaşlarda. Bunun sona ermesi, muhtemelen çoğu insanı çok etkilemiştir. 30 yaşına kadar insan yaşlanmıyor, sanki 30'la birlikte başlıyor yaşlanmak.

Fakat bu güzel bir şey. Çünkü ölüm hayatın en büyük gerçeği. 30 yaş bu gerçeği daha iyi hissetmeyi sağlıyor. Gerçeğe yaklaşmak güzel bir şey.

Pazartesi, Ekim 20, 2008

Pratik Bir Nesne Modelleme Araci: Mapsys

Mapsys normalde sistem dinamiği modelleri geliştirmek için üretilmiş bir araç. Fakat çok hızlı bir şekilde çizge (bağlantılı öğelerden oluşan bir şema) oluşturma kabiliyeti sunduğu için, bu aracı yazılım geliştirmede nesne modellemesi için de kullanmak çok pratik oluyor.

Yazının Devamı...

Pazar, Ekim 19, 2008

Komplo Teorilerindeki Dusunme Yontemi Hatalari

Komplo teorileri günümüzde çok yaygın. En çok satan kitaplar ve en çok izlenen videolar komplo teorilerine dayanıyor. Sadece kendi ülkemizde değil, tüm dünyada özellikle ABD'de en çok rağbet gören fikir akımları komplo teorilerine dayanır hale geldi.

Benim kişisel hayatımda da komplo teorileri çok yer alıyor. Çok sıkçana çevremdeki insanlarla, komplo teorileriyle ilgili tartışırken buluyorum kendimi. Ne yazık ki, komplo teorilerine inanan insanları bunun tersine ikna etmede çok nadiren başarı sağlayabiliyorum. Bu yüzden, konuyu felsefi olarak daha derin bir şekilde incelemeye karar verdim. Umarım, yeterince doğru ve kapsayıcı bir fikir eseri ortaya çıkar.

Konuyla ilgili en az iki makale planlıyorum. Bu ilk makale denemesinde, komplo teorilerini savunanların çok sıkça düştükleri bazı mantık ve yöntem hatalarını ele alıyorum. Bundan sonraki makalede, komplo teorilerinin inanmanın altında yatan gerekçeleri incelemeyi planlıyorum. Burada ifade ettiğim fikirlerin sağlamlaştırılmasıyla ilgili katkısı olabilecek her türlü destekleyici veya muhalif düşünceye açığım.

Komplo teorilerinde yaygın mantık ve düşünme yöntemi hatalarının şu maddeleri içerdiğini düşünüyorum:

Yazının Devamı...

Çarşamba, Ekim 15, 2008

Probleme Olumlu Yaklasim Ustalastirir

İnsan yeni bir problemle karşılaştığında ne olur?
Kişinin bilgi seviyesi ne kadar çoksa, problemlerle karşılaştığında, bunu daha olumlu bir tavırla karşılar. Yani bilgi, kişinin problemlere yatkınlığını artırır. Problemlere yatkınlık, iş yapma istek ve azmini artırır. İstek ve azim, kaliteli çalışmanın süresini artırır.

Yazının Devamı...

Pazartesi, Ekim 13, 2008

Yari Cevik Tasarim

Çevik süreçler genel olarak, sistemin ön tasarım ile geliştirilmesinin yerine, tasarımın test ve programlama içinden geliştirilmesini söylüyor. Bu kural genel olarak doğru bir kural. Fakat istisnaları var.
Son zamanlarda üzerinde çalıştığım iş akışı otomasyonu projesinde, farklı bir yöntem izliyorum. Önce dokümantasyon ile birlikte, sözde kod benzeri mantıksal bir tasarımı çıkarmaya çalışıyorum. Gayet verimli oluyor. Program ve testin yararı, mantıksal adımlardaki boşlukları tümüyle gidermek oluyor. Fakat ister istemez, üst seviye hızlı bakıştan biraz ödün vermek gerekiyor. Ayrıca kod bir kere yazıldıktan sonra, mevcut kod evrime engel oluyor.
Dinamik diller, type inferencing, otomatik refactoring desteği mevcut kodun evrilmesini kolaylaştırıyor; fakat yine de bu araçlarla bile değişim düşüncenin hızına yetişemiyor. Ne var ki, aklın da kapasitesi çabuk doluyor. Tasarım kararlarının sayısı belirli bir miktarın üzerine çıkınca, zihin bunları takip edemiyor.
Bu yüzden, şöyle bir yöntem izliyorum: Eğer tasarım gerektiren zor bir problem üzerine çalışıyorsam, önce sözde kodlarla mantıksal tasarımı geliştiriyorum. Aklımın kaldırabileceği kadar karmaşıklığa varınca, program ve testleri yazıyorum. Sonra bir sonraki tasarım problemi için yeniden, mantıksal tasarımı elle yapmaya geri dönüyorum. Çevik ilkelerin tavsiye ettiği gibi, bu da yine devirli bir tasarım süreci. Fakat çevik ilkelerden farkı, önce tasarım, sonra program/test.
Gerçi bu usul çok yeni bir farklılaşma da sayılmaz. Yıllardan beri çevik yöntemlerden sayılan Jeff de Luca ve Peter Coad’ın FDD (feature driven development) yöntemi de önce tasarım, sonra programlama çevrimini tavsiye ediyor.

Çarşamba, Ekim 08, 2008

Word'deki Yazilim Hatalari




Dünyanın en çok kullanılan yazılımlarından biri olan Word, çok fazla yazılım hatasına sahip. Özellikle büyük belgeler hazırlarken, Word kullanıcıyı anlaşılmaz birçok sorunla rahatsız ediyor. En son beni çokça uğraştıran bir sorun, eşimin Word'de yazdığı doktora tezinde ortaya çıktı.

Yazının Devamı...

Salı, Ekim 07, 2008

Bilginin Dogrulugu ve Ahlaki Sorumluluk

İnsanlar bazı kurum veya kişilerle ilgili çok çarpıcı iddialar ve suçlamalar içeren mailler yolluyorlar birbirine. Bu mailler, çeşitli deliller ve tanıklıklara başvuran haberlerle pekiştiriliyor. Fakat sorun şu ki, kaynak olarak kullanılan delil ve tanıklıklar çoğu zaman gerçek değil. Bu genel ve her yerde her zaman geçerli olan bir sorun. Sadece öteki grupların gönderdiği maillerde değil, bizzat kendi görüşümüzdeki, kendimizi ait gördüğümüz gruptaki insanların gönderdiği haberlerde bu sorun geçerli.

Şimdi ahlaki açıdan işin önemli yanı şu: Söylediğimiz her şey doğru olmalıdır. Başka bir kaynaktan bir bilgi aktarırken dahi, kaynakların doğruluğundan emin olmak bizim sorumluluğumuzdadır.

Yazının Devamı...

Pazar, Eylül 28, 2008

Sistem Dinamigi Ders ve Kitap Notlarim

Yaman Barlas'ın IE 602 Analysis of Systems dersi ve Sterman'ın Business Dynamics kitabına dair notlarımın bir kısmını bilgisayara aktardım. Özet olarak hızlı bir tekrar yapmak için işe yarayabilir. Erişim için: http://www.box.net/shared/pqosbubi9a Aslında box.net paylaşmak istediğim dosyalar için tam ihtiyacımı karşılamıyor. Biraz yavaş ve yeterince verimli değil. İleride tüm bu dosyaları Google Sites ortamına aktarmayı planlıyorum.

Cuma, Eylül 26, 2008

Programming in Scala Kitap Ozeti

Bir haftadır Martin Odersky'nin Programming in Scala kitabını okuyordum. Benim alışkanlığımdır, bu tip öğretici kitapları okurken, bir yandan da Keynote programıyla tüm notlarımı tuttuğum dosyaya not alırım.
Bu kitaba ait özet notlarımı pdf haline çevirip internete koydum. İsteyen yararlanabilir.
Fakat tabi ki özet notlar kitabın yerini alamaz. Bu özet notlar, kitabı okumuş veya scala'ya hakimiyeti olan programcıların yararlanabileceği hızlı bir gözden geçirme kaynağı olabilir.

Cuma, Eylül 12, 2008

The pointing tree


The pointing tree, originally uploaded by admiral999.

Böyle bir yerde yaşayan kimse var mı? İrlanda'danmış.

Cuma, Ağustos 15, 2008

Minik Tontisimizin Hatiralari

Minik tontişimiz, hatıralarını yazmaya başladı. Fakat henüz yazma işini kendisi yapamadığından, kendisi yerine annesi ve babasını vekil kıldı.

Salı, Ağustos 12, 2008

Başlangıç Girişimleri İçin Kapsamlı İş Planı Oluşturmadan Kaynak Toplama

Dharmesh Shah'ın onstartups blogundan beğendiğim bir başka girişimcilik yazısına dair notlarım:

4 Quick Tips on Raising Startup Funding Without A Plan Or A PowerPoint

Boston'daki girişimci topluluğun bir üyesiyim. Çok sık rastladığım bir sorun var: İnsanlar kuruluş aşamasındayken inanılmaz derecede çok zamanı, kapsamlı iş planları hazırlamak için harcıyor. Halbuki bu planları hemen hemen kimse okumuyor. Çok biçimsel ve kapsamlı bir plan hazırlamadan da kaynak bulmak mümkündür. Bunun için önerilerim:

1. İyi bir hikaye oluşturun:

Yazının Devamı...

Çevik Startup

Dharmesh Shah'ın onstartups.com blogundaki bir yazısına dair notlarım. Yeni bir teknoloji veya inovasyon iş girişiminde bulunmak isteyen girişimciler için faydalı dersler içeriyor:

Agile Software Startups: The Myth Of The Perfect Business Plan


Çok iyi bir ürün fikrim olabilir. Fakat 3-4 ayımı bu ürünün tanımlanması, dokümantasyonu için harcarsam, çok büyük hata etmiş olurum.

Yazının Devamı...

Cumartesi, Haziran 14, 2008

Gapminder

Gapminder sitesini yeni keşfettim. Tam benim gibi istatistik meraklılarına göre. Çok ilginç görselleştirmelerle, kamu istatistiklerini sunuyorlar. Etkileşimlilik ve kullanışlılık açısından tam bir örnek alınacak eser. Ayrıca çok da öğretici. Mesela, Türkiye'de doğurganlığın yüksek olduğunu, nüfusun bu yüzden arttığını biliriz. Fakat istatistiklere göre durum böyle değil. Türkiye'de son 10-20 yıldaki nüfus artışında, doğurganlık kadar, ortalama hayat süresinin uzaması da etkili olmuş. Sitenin sunucusu olan sempatik bir istatistikçi bunu "Gapcast" adını verdiği bir video ile eğitsel açıdan son derece kaliteli bir şekilde burada anlatıyor.

Cuma, Haziran 06, 2008

Yargıçlar devletine hayır

Cumhuriyet, devlet yetkisinin yalnızca halktan alınmasına dayalı bir yönetim şeklidir. Hiçbir kurum veya kişi, halktan alınmamış bir yetkiye dayanarak devletin gücünü kullanamaz. Meclis doğrudan halk tarafından seçilen ve yasama yetkisini halkın onayladığı anayasadan alan bir kurumdur. Tek yasa koyucu olan meclisin anayasada yaptığı değişiklikler, yalnızca şekil bakımından denetime tabi olabileceği, anayasanın 148. maddesinde belirtiliyor. Kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemekle sorumlu kurum olan Anayasa Mahkemesi, 148. maddede kendisine anayasa tarafından konulmuş olan sınırın içerisinde denetim yapması kanuni olarak şarttır. Mahkeme bu sınırın ötesine geçerek, anayasa değişikliklerini içerik bakımından denetleyemez. Aksi taktirde kanun denetleyicisi, bizzat kendisi kanunu ihlal etmiş olur.
Yine anayasanın 6. maddesine göre, hiçbir kurum kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Dolayısıyla mahkeme yeni bir içtihatta bulunarak, 148. maddenin sınırlarını genişletme yetkisine sahip değildir.
Anayasa Mahkemesi 9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı kanunla ilgili gerekçeli kararında, bu eleştirileri yanıtlayarak, nasıl bir meşruiyete dayanarak karar verdiğini açıklaması gerekir. Anayasa Mahkemesi Cumhuriyet'i korumakla görevli kurumlardan biridir. Umarım, "yargıçlar devleti" eleştirilerine karşı geçerli, kanuni ve felsefi açıdan tam tutarlı bir gerekçe yayınlayabilir. Aksi durumda, Cumhuriyet'in temel nitelikleri ihlal edilmiş olur.

Pazartesi, Mayıs 19, 2008

Asla String kullanmayin

Stephan Schmidt Never, never, never use String in Java (or at least less often :-) makalesinde, String gibi primitifleri kullanmak yerine alternatif bir çözüm öneriyor. Yaklaşımının temelinde DDD (domain driven design) yani alan temelli tasarım yatıyor. Temel fikir şu: Alana (veya domain/business) ait kavramların nesnelerle temsil edilmesi, en küçük alan kavramından başlamalı. Bir kişinin ismi dahi kendi adına bir nesne olmalı.


public void bookTicket(
String name,
String firstName,
String film,
int count,
String cinema);


yeni yol:


public void bookTicket(
Name name,
FirstName firstName,
Film film,
Count count,
Cinema cinema);


faydaları:
çok uzun parametre listesi alan metotlar kendi kendini dokümente ederler
iş mantığının yönetimi daha kolay olur


new Name("ahmet")
şeklinde yazmak işi zorlaştırmaz mı?
çözüm:

public static Name name(String name) {
return new Name(name);
}


böylece:

new Customer(firstName("Stephan"), name("Schmidt"));


eski yol:

new Customer("Stephan", "Schmidt");


başka örnek:

new Point(10,10);

yeni yol:

new Point(x(10), y(10));

XPos ve YPos objeleri kullanılıyor

örnek:
fiyatla arama yapmak:
searchByPrice
bu metodun argümanları nasıl olmalı?

kötü yol:

Vector searchByPrice(double start, double end)


iyi:

List searchByPriceRange(Price start, Price end)


veya

List searchByPriceRange(PriceRange priceToSearch)



---
Tartışma:

İtirazlar:
1. YAGNI ilkesi ihlal edilmiş olmuyor mu?

Cevaplar:
Oliver:
http://stephan.reposita.org/archives/2008/05/02/never-never-never-use-string-in-java-or-at-least-less-often/#comment-87153
But we actually had a problem with the last names on the project I am currently on. The business wanted to limit the last name length to minimum 2 characters, and of course, the code was littered with length checking, from the ui level to the database.

A couple of months later, they dropped that requirement, and it took us ages to find all the checking throughout the code and remove it.

The original blog post argued that domain modeling needs to occur at the lowest possible level. At some point, every project, starts introducing domain model.

Yazının Devamı...

Perşembe, Mayıs 15, 2008

Uykuya dalis

Web günceme daha önce yazmadım. O yüzden şimdi duyurayım: 5 hafta kadar önce (7 Nisanda) çocuğumuz doğdu. Adını Özgür Emin koyduk, fakat hala nüfusta kaydını yaptırmadık. Aslında bu web sayfasını daha çok teknik konularla ilgili doldurmak istiyordum. Kişisel anılarımı başka bir yere koysam belki daha uygun olur diye düşünüyordum, fakat ne yapacağıma dair tam da bir karara varamadım.

Yazının Devamı...

Cumartesi, Mayıs 03, 2008

qipit ile doküman taramak

Qipit.com adlı bir site var. Dokümanları kolayca okunabilir bir şekilde taramak için çok yararlı bir uygulama. Cep telefonunuzla veya dijital fotoğraf makinenizle çektiğiniz resimleri qipit'e yüklüyorsunuz. Normalde çektiğiniz resimlerde, çok sayıda karanlık alan oluyor. Qipit size otomatik olarak, doküman resimlerinin temiz bir şekilde düzenlenmiş halini geri gönderiyor.

Cumartesi, Nisan 05, 2008

Oktay Sinanogluna Yapilan Atiflar

Yıllar önce Oktay Sinanoğlu'nun biyografisini okumuştum. Doğrusu hayran kalmıştım kendisine. Bazı aşırı komplo teorileri vardı, fakat yine de kendisini alanında öncü bir bilim adamı olarak tanıyordum. Fakat şimdi yanıldığımı düşünüyorum. Google Scholar'dan Oktay Sinanoğlu'nun yayınlarını arattırdım. En çok atıf aldığı makalesi 1975 yılında yayınladığı bir makale. Toplam atıf sayısı: 83. Sinanoğlu kitabında Nobel ödülü almış Prigogine adlı bir bilim adamının matematiğinin zayıf olduğunu söylüyordu. Prigogine'yi arattırdım. Makaleleri 500, 800 civarında atıflar almış. Einstein'a baktım, 4600 üstü atıf almış tek bir makaleden.

Yazının Devamı...

Pazar, Mart 30, 2008

Akademik Araştırma Araçları


Akademik araştırmalar için kullandığım internet araçlarını kısaca tanıtmak istiyorum. Gerçi çok detaylı bir inceleme olmayacak, fakat pek çok araştırmacının işine yarayabilir diye düşündüm:

1. Google Scholar:
En güzel araçlardan biri bu: scholar.google.com sitesi. Bu siteyi kullanarak, dünyadaki hemen hemen bütün akademik yayınlar içinden arama yapabilirsiniz. Tek tek elektronik veritabanlarına veya dergi indekslerine bakmanıza gerek yok. Bütün veritabanlarına tek bir noktadan erişim için ideal.

Yazının Devamı...

Cuma, Şubat 29, 2008

Hurafelerin cekiciligi



Bizim toplumumuzda hurafeler neden bu kadar çekici? Belki sadece bizim toplumumuz da değil, tüm insanlarda bu meyil var. Hiçbir mantıksal açıklaması olmayan, saçma şeylere insanlar inanmak için can atıyor. Hiç delil aramadan, bu makul mudur diye sorgulamadan, hemen inanıyorlar.

Yazının Devamı...

Cuma, Şubat 08, 2008

İnternete bağlanamama sorunu

Bir süredir masaüstü bilgisayarım internete bağlanmıyordu. Bayağı uğraşmama rağmen, neden kaynaklandığını bulamıyordum. Sonunda az önce sorunun sebebini buldum. Eğer benzer bir probleminiz olursa diye buraya not ediyorum.

Yazının Devamı...

Pazartesi, Şubat 04, 2008

İnsan haklarına yapılan baskıların meşrulaştırılması hakkında

Başörtüsü örneğinde de gözlemlediğim genel bir toplumsal davranış kalıbı var. Topluluklar kendi keyfi arzularına uyacak şekilde, gayri meşru bir yasak koymaya çalıştığında, sürekli bir meşrulaştırma gayreti içine giriyorlar. Misal olarak 1930'lu yılların Almanya'sındaki Nazileri ele alalım. Naziler ülkedeki yahudilerin çalışma alanlarını kısıtlamak istiyorlar. Bu hukuksuz yasaklarını meşrulaştırmak için ortaya öyle çok sayıda gerekçe (sosyal darwinizm gibi) koyuyorlar ki, sunulan argümanlardaki tutarsızlıkları görmeyen bir kişi, bu Naziler ne kadar da toplumun yararını düşünüyor diye düşünebilirdi.

Yazının Devamı...

Pazartesi, Ocak 21, 2008

Tartisma Organizasyonu

Tartışmaları sever misiniz? Ben severim, fakat her zaman değil. Bir haber veya forum sitesinde insanların görüşlerini okumak istediğimde, genellikle hiçbir dayanağı olmayan, iç tutarsızlıklar içeren görüşlerin, mantıklı görüşlere karşı baskın olduğunu görüyorum. Neden böyle ve bu problem sağlam bir yöntemle nasıl çözülebilir?

Yazının Devamı...

Salı, Ocak 08, 2008

Stokastik dersini ozleyecegim

Geceyarısına 5 dakika kaldı. Yarın stokastik finali var. Bütün hazırlıklar tamam, sınava gireceğiz ve ders bitecek. Gariptir, sanki çok sevdiğim bir dostumdan veya bir yerden ayrılacakmışım gibi hissediyorum kendimi. Çok güzel bir dersti stokastik. Her hafta ödevleri oluyordu. Her ödev, başlı başına bir dertti (!) Çoğu zaman her bir soru, diğer sorulardan çok farklı bir yaklaşımla çözülmeyi gerektiriyordu ve bu yaklaşımın ne olduğunu kendimiz bulmamız gerekiyordu. Refik Güllü Hocamız, sağolsun, gerçekten dersi öyle güzel bir şekilde anlatıyordu ki, acayip lezzet aldım dersleri dinlemekten.

Yazının Devamı...