Cumartesi, Şubat 28, 2009

Grup Kimligi ve Ustunluk Iddiasi Uzerine

insanlar grup içinde nasıl ikna oluyor? neden insanların sahip oldukları fikirlerle, bulundukları sosyal ortam arasında yakın ilişki var?

birkaç gözlem:

- insanlar içinde bulundukları sosyal çevrenin (aile, mahalle, arkadaşlar vs.) görüşlerini ve değerlerini benimsemeye meyilli.
- utanma duygusu insanları ikna etmede çok güçlü. eğer herkesin dalga geçtiği, küçümsediği bir karşıt görüş (düşman, öteki) varsa, kişi çoğunluğun savunduğu "doğru" görüşü sahiplenmeye meylediyor.
- otorite sahibi kişilerin sözleri, insanlar üzerinde daha yüksek etki sahibi oluyor.
- bir konuşmacı, kuvvetlice vurgulayarak abartılı veriler sunduğunda, kimseden tepki görmezse, dinleyiciler verilerin gerçek olduğuna inanıyor.
- insanlar, tek başlarınayken kendi kendilerini eleştirmeye açık olabilir, fakat grup içinde eleştirilmeye karşı aşırı duyarlı oluyor. bu yüzden, grup içinde değer çatışması ortaya çıktığında, kişi kendi benliğini üstün çıkarmak için, çok kuvvetli güdülenme hisseder. ne var ki, bu kişiler, kendilerini eleştiriye çok açık, mütevazi ve kusurları olan insanlar olarak görebiliyorlar.
- insanlar, sadece birey olarak kendilerine ait değerleri değil, kendilerini ait hissettikleri grubun (aile, cemaat, halk, kurum vs.) değerlerinin eleştirilmesine karşı da aşırı derece duyarlı. hatta pek çok kişi, kendi bireysel değerlerinden çok daha fazla, aidiyet hissettikleri grubun değerlerine karşı hassasiyet gösterir.
- bir değer çatışması ortaya çıktığında, insanlar bir şekilde kendilerinin ve ait oldukları grubun değerlerini üstün çıkartmaya çalışır. burada kişilerin uyguladıkları iletişimin büyük kısmı, sözsüz iletişime dayanır, aynı duygusal iletişimdeki gibi. yani insanların söyledikleri kelimeler gerçek mesajın çok ufak kısmını taşır. gerçek mesaj, ses tonu, söylenmeyen kelimeler, gülmek, jest, mimik ve benzeri davranışlarda saklıdır.
- değer çatışmasından kastım, insanın kendisine veya grubuna ait değerlere ait fikirlerin tartışılması. burada temel sorun, bu değerlerin genellikle başkalarına karşı bir üstünlük ölçüsü olarak kullanılmasında ortaya çıkıyor.
- insanlar çoğu zaman kendi bireysel benlikleriyle, grup kimliklerini birleştiriyor. bu yüzden, gerek birey gerekse grup olarak yüklendikleri değeri, aslında kendi tekil benliklerine ait değer olarak algılıyorlar.
- görünüşte fikir tartışması olarak görünen tartışmaların birçoğu, hakikatte benliklere ait değer çatışmasıdır. bu gibi tartışmalarda, insanlar aslında fikirlerini değil, kendi benliklerini savunmaya, hatta daha doğrusu üstün çıkarmaya çalışıyorlar.
- mal, mülk, kariyer, çekicilik, başarı bunların hepsi başka insanlara karşı üstünlük iddia etmek için kullanılabilir. fakat bunlara ek olarak, değerlere dayalı üstünlük de, mal mülk gibi başka insanlara karşı üstünlük iddiasında bir araç olarak kullanılabilir. bir kişinin mülküyle üstünlük taslamasıyla, kendisine sözsüz iletişimle atfettiği değerlerle üstünlük taslaması arasında ahlaki olarak bir farklılık yok sanıyorum.

Hiç yorum yok: