Pazartesi, Ekim 20, 2008

Pratik Bir Nesne Modelleme Araci: Mapsys

Mapsys normalde sistem dinamiği modelleri geliştirmek için üretilmiş bir araç. Fakat çok hızlı bir şekilde çizge (bağlantılı öğelerden oluşan bir şema) oluşturma kabiliyeti sunduğu için, bu aracı yazılım geliştirmede nesne modellemesi için de kullanmak çok pratik oluyor.

Yazının Devamı...

Pazar, Ekim 19, 2008

Komplo Teorilerindeki Dusunme Yontemi Hatalari

Komplo teorileri günümüzde çok yaygın. En çok satan kitaplar ve en çok izlenen videolar komplo teorilerine dayanıyor. Sadece kendi ülkemizde değil, tüm dünyada özellikle ABD'de en çok rağbet gören fikir akımları komplo teorilerine dayanır hale geldi.

Benim kişisel hayatımda da komplo teorileri çok yer alıyor. Çok sıkçana çevremdeki insanlarla, komplo teorileriyle ilgili tartışırken buluyorum kendimi. Ne yazık ki, komplo teorilerine inanan insanları bunun tersine ikna etmede çok nadiren başarı sağlayabiliyorum. Bu yüzden, konuyu felsefi olarak daha derin bir şekilde incelemeye karar verdim. Umarım, yeterince doğru ve kapsayıcı bir fikir eseri ortaya çıkar.

Konuyla ilgili en az iki makale planlıyorum. Bu ilk makale denemesinde, komplo teorilerini savunanların çok sıkça düştükleri bazı mantık ve yöntem hatalarını ele alıyorum. Bundan sonraki makalede, komplo teorilerinin inanmanın altında yatan gerekçeleri incelemeyi planlıyorum. Burada ifade ettiğim fikirlerin sağlamlaştırılmasıyla ilgili katkısı olabilecek her türlü destekleyici veya muhalif düşünceye açığım.

Komplo teorilerinde yaygın mantık ve düşünme yöntemi hatalarının şu maddeleri içerdiğini düşünüyorum:

Yazının Devamı...

Çarşamba, Ekim 15, 2008

Probleme Olumlu Yaklasim Ustalastirir

İnsan yeni bir problemle karşılaştığında ne olur?
Kişinin bilgi seviyesi ne kadar çoksa, problemlerle karşılaştığında, bunu daha olumlu bir tavırla karşılar. Yani bilgi, kişinin problemlere yatkınlığını artırır. Problemlere yatkınlık, iş yapma istek ve azmini artırır. İstek ve azim, kaliteli çalışmanın süresini artırır.

Yazının Devamı...

Pazartesi, Ekim 13, 2008

Yari Cevik Tasarim

Çevik süreçler genel olarak, sistemin ön tasarım ile geliştirilmesinin yerine, tasarımın test ve programlama içinden geliştirilmesini söylüyor. Bu kural genel olarak doğru bir kural. Fakat istisnaları var.
Son zamanlarda üzerinde çalıştığım iş akışı otomasyonu projesinde, farklı bir yöntem izliyorum. Önce dokümantasyon ile birlikte, sözde kod benzeri mantıksal bir tasarımı çıkarmaya çalışıyorum. Gayet verimli oluyor. Program ve testin yararı, mantıksal adımlardaki boşlukları tümüyle gidermek oluyor. Fakat ister istemez, üst seviye hızlı bakıştan biraz ödün vermek gerekiyor. Ayrıca kod bir kere yazıldıktan sonra, mevcut kod evrime engel oluyor.
Dinamik diller, type inferencing, otomatik refactoring desteği mevcut kodun evrilmesini kolaylaştırıyor; fakat yine de bu araçlarla bile değişim düşüncenin hızına yetişemiyor. Ne var ki, aklın da kapasitesi çabuk doluyor. Tasarım kararlarının sayısı belirli bir miktarın üzerine çıkınca, zihin bunları takip edemiyor.
Bu yüzden, şöyle bir yöntem izliyorum: Eğer tasarım gerektiren zor bir problem üzerine çalışıyorsam, önce sözde kodlarla mantıksal tasarımı geliştiriyorum. Aklımın kaldırabileceği kadar karmaşıklığa varınca, program ve testleri yazıyorum. Sonra bir sonraki tasarım problemi için yeniden, mantıksal tasarımı elle yapmaya geri dönüyorum. Çevik ilkelerin tavsiye ettiği gibi, bu da yine devirli bir tasarım süreci. Fakat çevik ilkelerden farkı, önce tasarım, sonra program/test.
Gerçi bu usul çok yeni bir farklılaşma da sayılmaz. Yıllardan beri çevik yöntemlerden sayılan Jeff de Luca ve Peter Coad’ın FDD (feature driven development) yöntemi de önce tasarım, sonra programlama çevrimini tavsiye ediyor.

Çarşamba, Ekim 08, 2008

Word'deki Yazilim Hatalari




Dünyanın en çok kullanılan yazılımlarından biri olan Word, çok fazla yazılım hatasına sahip. Özellikle büyük belgeler hazırlarken, Word kullanıcıyı anlaşılmaz birçok sorunla rahatsız ediyor. En son beni çokça uğraştıran bir sorun, eşimin Word'de yazdığı doktora tezinde ortaya çıktı.

Yazının Devamı...

Salı, Ekim 07, 2008

Bilginin Dogrulugu ve Ahlaki Sorumluluk

İnsanlar bazı kurum veya kişilerle ilgili çok çarpıcı iddialar ve suçlamalar içeren mailler yolluyorlar birbirine. Bu mailler, çeşitli deliller ve tanıklıklara başvuran haberlerle pekiştiriliyor. Fakat sorun şu ki, kaynak olarak kullanılan delil ve tanıklıklar çoğu zaman gerçek değil. Bu genel ve her yerde her zaman geçerli olan bir sorun. Sadece öteki grupların gönderdiği maillerde değil, bizzat kendi görüşümüzdeki, kendimizi ait gördüğümüz gruptaki insanların gönderdiği haberlerde bu sorun geçerli.

Şimdi ahlaki açıdan işin önemli yanı şu: Söylediğimiz her şey doğru olmalıdır. Başka bir kaynaktan bir bilgi aktarırken dahi, kaynakların doğruluğundan emin olmak bizim sorumluluğumuzdadır.

Yazının Devamı...