Pazartesi, Mart 06, 2006

Dubai

Geçen hafta Pazar günü Dubai'ye geldim. Oytek'teki işimden Cuma günü ayrıldım. Hemen iki gün içinde, hazırlanıp, Dubai'de yeni bir işe başladım. Aslında ilk günden itibaren bloglamayı düşünüyordum, ancak fırsat bulamadım.

Uçak yolculuğundan başlayayım şimdi :) Açıkçası uçağa daha önce de binmiştim, ama bu sefer nedense daha heyecanlı oldu yolculuk. Uçak kalkarken, çok tuhaf hissettim, bu kadar büyük bir şeyin uçabilmesinden dolayı. Sonra gökyüzüne biraz çıktıkça, aslında bu uçağın hiç de büyük olmadığını düşündüm. Sonra dünyayı düşündüm. Dünya da bir uçak gibi, koca evrende çok daha süratli bir şekilde uçuyor.

Dubai'ye oldukça geç bir saatte geldim. Hava limanı, gerçekten çok büyük. Burada o kadar çok görkemli yapı var ki, bir süre sonra küçük binaların ne demek olduğunu insan unutuyor. Yaklaşık herhalde 15 dakika yürüdük ve belli bir yolu da terminal içinde elektrikli bir arabayla geçerek bagajları alacağımız yere vardık.

Otele gidişim, yaklaşık 20 dakika kadar sürdü. Çok geniş ve temiz yolları var. Herhangi bir çukura rastlanmıyor, bu bizim için alışılmadık bir şey. Bütün yol kenarları, çiçeklerle ve palmiye ağaçlarıyla süslenmiş. Şeyh Zaid adlı bir yoldan otele geldik. Bu yol, İstanbul'un E-5'i gibi en popüler yol. Yalnızca otoyol gibi kullanılmıyor. Sanki aynı zamanda bir cadde. Pek çok işyeri ve önemli siteler, bu yolun etrafına dizilmiş. Aslında bu kadar gürültülü bir yolun yanında oturmak çok sağlıklı olmaz, ama ekonomik açıdan herhalde prim yaptığından insanlar buralara yatırım yapıyor.

Kaldığım otel, buradaki diğer pek çok otel ve işyeri gibi bir gökdelen. 42 katlı. Burada çok yüksek bir gökdelen talebi var gördüğüm kadarıyla. Benim kaldığım semt Marina. Dünyanın en büyük insan yapımı marinasıymış. Burada dünya rekoru inşaat rekorları kırmaya yönelik arzu çok fazla. En yüksek bina, en büyük yapay ada vs.

Bana bütün bunlar çok anlamsız ve uzun vadede ekonomik açıdan zararlı görünüyor. Ama bu işten, insanlar büyük paralar kazanıyor. Dubai'yi cazibe merkezi haline getirmek için bu tip projeler teşvik ediliyor. Zaten projelerin pek çoğunu devlet veya Şeyh Muhammed kendisi yapıyor. Sanırım burada devlet ve şeyh aynı anlama geliyor. Aynı zamanda burada şeyhlik, dini bir anlama sahip değil. Gördüğüm kadarıyla prens anlamında kullanılıyor.

Dubai'yle ilgili garip bir nokta şu, bu zenginlik petrolden kaynaklanmıyor. Dubai'nin yıllık GSMH'sinin sadece %6'sı petrole dayanıyor. Bazıları petrolün bittiğini söylüyor, bazıları gelecek için sakladıklarını söylüyor.

Dubai'deki en büyük gelir kaynağı ticaret. Dünyanın en büyük limanına sahiplermiş: Cebel Ali (Jebel Ali) limanı. Henüz gidemedim, benim kaldığım yere yaklaşık 15 km mesafede.

Burada yönümü ilkin şaşırdım. Basra Körfezi kıyısında olmasından dolayı, denizin doğu yönünde kaldığını düşünüyordum. Halbuki, Dubai'den denize bakınca, Batıya dönmüş oluyorsunuz. Çünkü burası Arabistan yarımadasının Kuzeye doğru kıvrıldığı yerde.

Dubai çok modern ve gelişmiş bir yer. Çok sayıda yabancı var. Öyle ki, İngilizceyi her yerde konuşabiliyorsunuz. Arapçadan daha yaygın. Bütün tabelalarda mutlaka İngilizce kısmı bulunuyor. İnsanların çoğunluğu Hint, Paki. Araplar yaklaşık %15 civarındaymış. Ancak çok sayıda Lübnan, Suriye gibi ülkelerden gelen Arap da yaşıyor. Nüfus az. Dubai 1.5 milyon kadarmış. Ancak nüfus artışı çok yüksek. Büyük oranda göçlerden kaynaklanıyor, artış. Ancak henüz yabancılara vatandaşlık vermediklerinden, gelenler 3-5 sene içinde ülkelerine geri dönüyor.

Ülke tam anlamıyla küreselleşme ekonomisine dayanıyor. İş gücü büyük oranda Hindistan ve Pakistan'dan tedarik ediliyor. Uzmanlık ve yöneticilik işlerinde, Avrupalılar çok yaygın. Genellikle çok uluslu firmaların, Orta Doğu ve Afrika merkezleri Dubai'de. Ayrıca reexport amaçlı çok şirket de var. Şimdi giderek, servis ve turizme dayalı bir ekonomi haline gelmeye çalışıyor.

Araplar, son derece cana yakın ve iyi insanlar. İlişki kurmak ve sohbet etmek çok kolay. Ancak şu ana değin, yerli Araplardan ziyade Suriye, Lübnan tarafından Araplarla tanışabildim. Yerli Araplar, biraz daha uzak. Genelde çok zenginler. Üst yönetici veya yatırımcı konumlarında olduklarından, çok fazla bağlantı kuramadım henüz.

Şehrin altyapısı her yerde çok iyi. Tertemiz ve bakımlı bir şehir. Ancak şehrin arka sokaklarında, oldukça zor şartlarda yaşadıklarını tahmin ettiğim Hintliler de var. Evlerin eşiklerinden görünen kısımları pek iyi sayılmaz, ama belki içerileri iyidir. Duyduğum kadarıyla, bazı yabancıları çok düşük fiyatlarla çalıştırıyorlarmış. Zaten pahalı da bir şehir olduğundan, bir arkadaşımın şirketinde çalışan Hintliler 30 kişi bir evde kalıyormuş.

Çok fazla alışveriş merkezi ve lüks mağaza var. Bunlar da genellikle son birkaç yıl içinde inşa edilmiş. Ancak hala daha pek çoğu da inşa halinde. Tuhaf ve henüz anlayamadığım bir ekonomi var burada. Yerli iş gücünün bu kadar kıt olduğu halde, petrole de dayanmadan bu kadar gelişmiş ve iş yapan bir ekonomi olması çok ilginç. Kafamda, bu sistemin ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu sürekli duruyor. Hindistan ve Pakistan gibi çok yüksek nüfusa sahip ve iyi eğitimli çok büyük bir iş gücü arzı olmasa herhalde bu ekonomi oluşamazdı.

11 Eylül'den sonra Arapların Amerika ve İngiltere'deki sermayelerini çekmesinden dolayı, son birkaç yılda aşırı miktarda yatırım yapılmış Dubai'ye. Gayrimenkul fiyatları fırlamış. Taksi ücretleri 4 misline çıkmış. Bu kadar yeni gökdelen ve alışveriş merkezleri yapıldığı halde, hala şehrin bazı semtlerinde inşaat vinçlerinden geçilmiyor.

Dün yanlışlıkla ve mecbur kaldığımdan bir Hint lokantasına gittim ilk defa. Kimseye tavsiye etmem. Çok garip baharatlar kullanıyorlar yemeklerde. Mesela tavuk yerken, ağzınıza hiç anlamadığınız ve bir şeye benzetemediğiniz çok keskin bir baharat tadı gelebiliyor.

Çok geç saatlere kadar (akşam 9) burada çalışıyoruz. Bu yüzden, çok fazla vaktim olmuyor. Buranın alışkanlığı değil. Ancak benim çalıştığım firma danışmanlık firması olduğu için, onlardan kaynaklanan bir kültür.

Buranın sevdiğim bir yanı kendimi Peygamber Efendimizin (ASM) memlekindeymişim gibi hissettirmesi. Bazen sıkılınca, bunu düşünüyorum. Her ne kadar bayağı bir mesafe de olsa Medine'ye, yine de bu güzel bir duygu.

Tekrar görüşmek üzere. Gelecek yazım için buraya ait bazı resimler çekmeye çalışacağım...

5 yorum:

Murat Ozdemir dedi ki...

Selam, blog'una tesaduf eseri ulastim, oldukca etkileyici...
anladigim kadariyla dubai'desin, bol sanslar...
bilmiyorum beni tanidin mi? :)

Adsız dedi ki...

bende endüstri mühendisliğinde okuycam inşallah:)çünkü bu sene üniversiteyi kazandım ve hazırlık okuyorum.dubai'de çalışmak nasıl olur merak ediyorum ve istiyorum.acaba ne gibi özelliklere özellikle dikkat ediliyor merak ediyorum.şimdiden teşekkürler.merve.

yapisal tasarimci dedi ki...

esselamun aleykum..ben 8 yıllık bir inşaat mühendisiyim..dubaide iş imkanı ne olabilir benim için...size Allah'tan hayırlar dilerim...
+90 534 310 97 73
+90 506 489 13 73
fatihtanervural@gmail.com

Kemal Saygın dedi ki...

Merhabalar dubaide internet yazılımcıların aldığı maaş ne kadardır bilginiz varmı ayrıca alınan maaş geçim standartlarına göre nasıl yardımcı olursanız sevinirim...

Mert Nuhoglu dedi ki...

Merhaba, valla o kadar detaylı bilmiyorum. Ben döneli çok zaman oldu.

Fakat googleda "dubai jobs" gibi terimlerle arama yaparsanız, zaten internetten iş başvurularında bulunabileceğiniz pek çok site var. Oralardan öğrenebilirsiniz.

Benim 3 sene öncesine kadar hatırladığım kadarıyla, maaşlar Türkiye'den çok farklı değil. Özellikle teknik işlerde, ciddi bir cazibesini görmedim. Daha ziyade çok yüksek gelir getiren işler, üst seviye yöneticilik gerektiren işlerde oluyor, sanıyorum. Ama başka kişilerle de görüşmenizde fayda var.